Per pubblicare una nota, accedi con il tuo Windows Live ID (il tuo account Hotmail, Messenger o MSN). Accedi
Non hai ancora un Windows Live ID? Registrati
|
ஐ◄███▓▒░░•สکĨĨ Ģüℓ•░░▒▓███►...ha scritto:
kırık hayallerim
sözlerin bittiği yerde başlıyordu ayrılık kelimler susmuş, yürekler ağlamış gözler vakitsiz bir ayrılığın acılarında kan çanağına bürünmüş oy benim yaralı yüreğim oy benim kendini bilmez sevdalı yüreğim oyyy Biliyorsun artık buralar bize göre değil, Yükle bütün umutlarını Hayaller peşi sıra gelir ardından Yeni bir limanda demir atmak mı? Töbeler töbesi olsun bu son. Bu kırıklarla nereye gideyim söylermisin yüreğim Bu kırıkları nasıl tamir ederim... HADİ YÜKLE UMUTLARINI YÜREĞİM BU SON.... SEVMEK YOK BİDAHA KANMAK YOK O BAKIŞLARA HADİ YÜREĞİM KALK GİDELİM... BURALAR HİÇ BİZE GÖRE DEĞİL.....
13 Ott.
|
|
|
yakuphan uluha scritto:
Çok seven insan aynı ölçüde unutmalı...
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında Ne çarşaf halden anlar ne yastık.Girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık.Sen hangi karanlık yamaçlardan geldin oturdun ortasına yorgun gönlümün?En soylu sancıları taşıyan yüreğimi dinamitle yani içimdeki boranı kurşunlara çeviren ve aşıp giden tepeleri sensin ey sevgili...Savaş görmüş çocukların diliyle söylediğim yanık türkü....Aşkın tadı mı kalır görmeyince yüzünü..?Zamanla ben ılık bir yağmur,sen kara bulut gibiydin.Akıtıyordun beni içinden duygusuzca her mevsim...Ne zaman duracağımı bilmeden teslim etmiştim ellerine kendimi. İstediğin zaman saklıyordun,istemediğin an bırakıyordun beni bitmeyen fırtıların ellerine...Savunmasızca bekliyordum ama beklediğim zaman hiç uğramıyordu.Yerlere çarpan bedenim hiç pes etmeyi beceremiyordu. Büyük kasırgalar atlatıyordum bedeninde.Her defasında başka şehirleri ıslatıyordum. Güneşim doğmuyor,rüzgarımsa seni dağıtmaya yetmiyordu! Bense seni terk etmeyi beceremiyor,sen yeniden başlayasın diye tekrar tekrar kendimi bitiriyordum.Bana acıdan başka hiçbirşey yaşatmasanda ben seninle olmalıydım ve yerden yere vurmalıydın her ayaz beni.Kaybetmeliydin hiç bulamaya casına kendimi,kasırgalara göğüs germeliydim.Doğmayacak güneşimi,esmeyen rüzgarımı beklemeliydim. Gökyüzünden senin nefretinle akmalıyım yeryüzüne.Duygusuzca sevişmeliyim şehirlerler...Bir sandal açılmakta şimdi tek başına, içine koca umut parçalarımı doldurmuş gitmekte, Kaybolmakta bilinmezliğe… Kalbimin kırıkları kan kırmızı rengin içine gömülmekte çığlık çığlığa… Yollarına sermişim hepsini, gelirsen kanasın diye dört bir tarafın, Vazgeç diye gelmekten her tarafa dökmüşüm gümüş rengi cam parçalarını… Sensiz geçirdiğim bir gece daha oluyor.İçimde yine hüzün, yine yalnızlığın buruk acısı, yine büyük özlemin içimi kemiriyor bu gecede. İstemiyorum gece olmasını... Korkuyorum sensiz karanlıktan, her geceki gibi yine sensiz hayallerim, yine bu ızdırap, yine bu yüreğimin çığlığı, yine bu derin çığ.... Ne zaman son bulacak bu bekleyiş, ne zaman bitecek bu isyan... Sevmiyorum geceleri... Bu ıssız sokaklar yalnızlığımı kamçılıyor, sensizliği yaşatıyor bana. Ürkek bir çocuk gibi kapkara gökyüzüne bakıyorum endişeyle, durduramıyorum bu ızdırabı, üşüyor yüreğim sensizlikten. Nefret ediyorum gecelerden.... Öylece bakıyorum bomboş gözlerle etrafa, yoksun yine...Rüzgar esiyor delice, saçlarımla oyun oynuyor, yüzüme vuruyor bir tokat gibi gecenin ayazı Olmasın artık gece... Gözyaşlarım beni dinlemiyor, yüzüm gözümde dağılır benim ağlayınca.Hiç umurumda değil, bu gün yorgun düşene dek ağlayacağım...Çok nadir ağlarım ben aslında. Gözyaşlarım hep utanç vermiştir bana, oysa ne kadar insan olmanın ispatıdır onlar bilirim. Bilirimde yine de onları hapsederim, tutarım gücümün yettiğince. Bu gün gücüm tükendi, ne titreyen ellerimi durdurabiliyorum yeterince, ne de gözyaşlarıma sözüm geçiyor hükmümce. Artık sevincini onlar yaşıyor, bedenim den ayrılıp özgürlüklerini kutluyorlar sanki. Bu bir kurtuluş onlar için, Karanfil kokusuna henüz doymuş ve daha yeni çocukluktan soyunmuş şık bakışlı bir hal oturuyor dizlerimin yamacına.İrkiliyorum hafifçe,estirdiği merhabayla.Yüzümü boyuyor çehresine dizilmiş bir çift gün ışığıyla.Bu kadar aydınlığı nereden bulmuştu,yoksun halimi nereden görüp hiç tereddütsüz canıma komşu olmuştu!? Zaman aşımına uğramalı tüm tasalar. Hiç sevilmemiş, hiç yaşanmamış gibi yabancılaşmalısın. Tesadüfen bir yerde adın geçtiğinde, irkilmemeliyim. Hakkında sorulan her soru cevapsız kalmalı. Çok seven insan aynı ölçüde unutmalı... ( Yazan..Yakuphan Ulu )
30 Ago.
|
|
|
sevecen-_-21 canha scritto:
DEMİR KEFEN
Sana öyle bir türkü söylemeliyim ki dile değilse de ezgiye gelsin sana duyduğum bu sahra kuraklığı belki gözlerinden bir kaç damla kurtulur da cızırdar kalbimin çeperinde ve uzanır ellerime ellerin dinlemezler aramızdaki bunca yalan uzaklığı ... Sana öyle bir türkü söylemeliyim ki sesimin yangınında serinlemeli sevdam Gel yarim! gözlerime dolsun o ziyâ o sima O ZÎLAN o yıldız tufanı endam ... Sana öyle bir türkü söylemeliyim ki sesime gelsin diye Bir savaşçının nasıl mitralyözünü yanına devirip yüklü sırtını bir taşa dayadığı ve alnına vuran akşam güneşinin O'na nasıl kızıl-ipil öpücükler yağdırdığı ve onun bir ceylan sekişiyle akşamın alaca karanlığında bir ermiş gibi nasıl görünmez olup aktığı ve bende nasıl bir hayret ve hayranlık bıraktığı ... Sana öyle bir türkü söylemeliyim ki kocaman harfler ve cesur kelimelerle haykırmalıyım uzak sessizliğine dağların vadilerin çeperlerine vura vura varmalı sana nidaya çatallaşan sedalarım duy ki adın dilime değende nasıl bir çocuk sadakatiyle bir sevinçle ürperirken sınırsız bir kederle ağlarım ... Sana öyle bir türkü söylmemeliyim ki hıçkırıklarım cam kırıkları gibi yayılsın aramızdaki gün ve gecelerin infazlara şahit kuytularına ninnilerce mırıltılar bırakmalıyım gecenin bardağı yarılanırken ve sen bir kelebek gibi titremekteyken uykularına ki serilsin sesim ansız ve apansızın tekliğe kıvrılan bedenine bu kez duyarsın belki nasıl salıyor hasretin beni bu yalnızlık ve ıssızlık matemine ... Sana öyle bir türkü söylemeliyim ki ne beter susadığımı hayâlinin zemzem köpürüşü pınarına kanmalıyım bir kardeş öpüşle gözlerine hilâllenen kapkara kaşlarına ... Sana öyle bir türkü söylemeliyim ki -salt hikâyeden ibaret de olsa bülbülün güle hasretini- ve baharın gelişine uzak esaretimi bilesin sevgili hiç bir şey alıkoyamaz beni senden en korkunç korkular bile kıramaz yoluna dükelmenin cesaretini ... Malumun olsun ortalık çekilip sesler durulanda her kes kimsesizliğine sığınanda gözlerimi tavanlara dikmek adımlarımı dört duvara hapsetmek nasıl dokunmaktadır kanımdan iliğime mezarım sensizlik olsun yokluğun demirden bir kefendir bedenime ...
9 Ago.
|
|
|
Sevmek kimine göre ölmek de...ha scritto:
Zaman Geçiyor...
Nefes almak bile zor geliyor bazen insana. İhtiyacın olduğunda kimse kalmıyor etrafında. Pembe arkadaşlıklar yok oluyor karanlıkta. Acı çekmeye de alışıyorsun zamanla... Bir süre sonra anlıyorsun çocuk olmadığını. Kaldırabiliyorsun artık yüreğinin ağırlığını. Geçmişin katili olup, yeni umutlar doğurmayı, Öğreniyorsun zamanla,hayat olgunlaştırıyor insanı. Kötü anları çabuk atlatıp gözyaşını silmeyi, Zor da olsa, sorumluluk üstlenmeyi, Karanlıkta dışarı çıkıp yağmurda yürümeyi, Seviyorsun zamanla, daha çok istiyorsun büyümeyi. Zaman geçiyor, arıyorsun içindeki saflığı... Yalnızlık acı veriyor, kalbinde yaşanmayanların pişmanlığı, Eskiye dönüp sahip olduğun masum inancını, Kazanmayı arzuluyorsun, sıfırlıyorsun hayatını... yazan cahit akay ::::::::::::::::::: Bir ateş düşerde yüreğine, ararsan beni sevdiğim Bil ki yoruldum, gidemedim, uzaklarda değilim... Yarım kalmış, çaresiz sevdaların, ilk acısında, Oynanmış, kırılmış gönüllerin, son sancısında, Gidene dökülen gözyaşının, her damlasında, Sevmeye küsmüş yüreğinin, tam ortasında, Yokluğunla beni başbaşa bıraktığın yerdeyim... yazan cahit akay :::::::::::::: BiLİR MiSiN? << Tam sInIrdan kaçarken vurulmak nedir bilir misin? Nöbetçiler ha gördü, ha görecek Parmaklarının ucu dikenli tellere değdi değecek... Ama... Bir adım daha atamazsın. Uzanıp tutamazsın; Göz pınarlarında donup kalır hayallerin Planların, kaçışın, kurtuluşun Ve deler sevgi dolu yüreğini Sevgi bilmeyen bir kurşun. Bir okyanus da boğulmak nedir bilir misin? Batan bir gemiye el sallayamamak, Oturup ağlayamamak, Birkaç kulaç ötedeki Bir tahta parçasını tutamamak, Nedir bilir misin? Sevmek nedir bilir misin? Bir şeyler tutuşur yüreğinde kıpır kıpır yazan cahit akay
26 Lug.
|
|
|
Sevmek kimine göre ölmek de...ha scritto:
GÜZ RÜZGARLARI
Güz rüzgarları esmeye başladı yine Günler biraz daha kısa Gölgeler biraz daha uzun şimdi Baharda ektiğimiz çiçek açtı ve soldu Aynı hiç bitmeyecek sandığımız, aşkımız gibi Açtı ve soldu Şu ıssız yollarda Yalnızlığın ayak sesleri karışıyor, güz rüzgarlarına Sessiz bir hıçkırık Gizli bir ağlayış var sanki uğultusunda Güz rüzgarları esmeye başladı yine Üşümek zamanı yaklaşıyor Hüzün dolu güz yağmurları Bir beni, birde sensiz yolları ıslatıyor Baktım da sağıma, soluma Anladım, kimsenin gözü kimseyi görmüyor Herkes düşmüş kendi derdine Güz rüzgarları esmeye başladı yine Bir telaş var kuşlarda bile Daha acımasız dövüyor sahili, dalgalar Ne zengin fakiri acıyor, nede genç yaşlıyı Ne hale gelmiş, nereye gidiyor şu insanlar Köpük köpük, dalga dalga Kabarmış bulutlar Farkında mısın kardeş Bu yıl güz rüzgarları daha şiddetli esiyor Acaba biz mi yaşlanıyoruz Yoksa şimdi daha mı soğuk Ondan mı üşüyoruz Hissediyor musun kardeş Artık güz rüzgarları daha şiddetli esiyor... (yazan cahit akay)
1 Lug.
|
|
|
bintepeler xha scritto:
HALA KOYNUMDA RESMİN
Sımsıcak konuşurdun konuşunca ırmak gibi rüzgar gibi konuşurdun yayla kokuşlu çiçekler açardı sanki çiğdemler güller mor menevşeler açardı Sımsıcak konuşurdun konuşunca Hâlâ koynumda resmin Dağları anlatırdın ve dostluğu bir ceylan gibi sekerdi kelimeler Sesini duymasam çölleşirdi dünya dağlar yarılır ırmaklar kururdu bulutlar çökerdi yüreğime Hâlâ koynumda resmin Gün akşam olur elinde kitaplar ve bir demet çiçekle çıkıp gelirdin bir kez bile unutmadın "merhaba" demeyi ve en yanık türküleri nasıl da söylerdin bir dostun vurulduğu gün Hâlâ koynumda resmin Kaç mevsim kırlara çıkıp çiçekler topladık mezarlar için Belki ürküttük tarla kuşlarını belki kurdu kuşu ürküttük ama aşkı ürkütmedik hiç Hâlâ koynumda resmin Ve hâlâ sımsıcak durur anılar sımsıcak ve biraz boynu bükük Ne varsa yaşanmış ve paylaşılmış yasak bir kitap gibi durmaktadır ve firari bir sevda gibi Şimdi duvarlarda resmin
7 Giu.
|
|
|
Sevmek kimine göre ölmek de...ha scritto:
Ne Demek Geliyorsa İçimden Sana
Biliyorum çok oluyorum gecelere ve sığamıyorum kendi kabında devingenliğini örtbas etmeye çalışan yorgun bir yüreğe. Vedasızlığına alışmaya başlamışken hayatın yağmurlar çıkageliyor. Tenim artık eskisi gibi çoğalamıyor hüzüne her adımda bir anlam bulamıyor tükenmişliğe. Ve ben tüm gücümle buradayım işte. Nihayetinde arzulanan aşkları,sevgileri,mutlulukları topluyor bir yanım. Mıknatıs gibi ve belkide zıt kutupların birbirini çekmesi gibi çekiyor geceme yağmurdan arta kalan bulutlarımı. Yaşamak diyorum bu belirsizlikte ve öpebilmek sevdayı. Zor olan taraflarından gülümseyebilmek gibi birşey hayata. Tanımsız silüetlere şiir okumak, bir tarafından gizlice tutunabilmek aşklara. Bu kadar zormu acaba. Şimdi durdurulamaz olanın en ayrıntılı tasvirlerinde zamana terkediliyor hayal ötesi yalnızlıklarım. Ve durup dinlenmeden ,koşup düşmeden nasılda çoğalıyor umutlarım. Gülebiliyorum şimdi. Şimdi daha çok yakınlığına aşk büyütebiliyor yamalı yüreğim. Biliyorum ile başlayan cümleler kuruyorum. İçinde sana ait olan düşlerden mutluluklar türetiyorum. Şiirlerde türevini aldığım aşkın yazılara tercümesini yapıyorum. Yazılarda giyindiği anlamları bir bilsen nasılda sahipleniyorum. Sabaha daha var. Kimse yok burada. Bir yalnızlık bir ben. Birde sen düşlerime misafir gelen. Ağlamak yağmurların işi ey sevdası yorgun yüreğim. Ve yazıda geçen anlamlarıdır içimde sabahlara kadar büyüyen. En sevdiğim şarkı çalınıyor gecemde. Bir kenarına yaslanıyorum göremediğim yüzünün. Ve coğrafyasında tükenirken gençliğim. Satır aralarında kalıyor sana sarılan yüreğim. Sessizliği ancak böyle olduğum zaman sevebiliyorum. Çoğulluğun, yontularında kaos olmak bana ancak hüzüne istektir, ve her bitiminde seslenişin ve sana ait olan yazının son noktasında bana kalan ayrılığa sitemdir. Bugün yine heyecana mağlup olurken şehir adı verilen çoğullukta, sesini duyar ve sevinirmiyim yanımda olduğuna inanışıma. Yağmur yağmasın artık ne olur alışmışken seni tanıdığım zamanlarıma. Yazık olmasın ne olur. İşte böyle bir geceden peşime takılan kelimeleri okudun yüreğine kendi içinden. Keşke duyabilsem dediğim zamanlarımda duyabilirmiyim acaba bu satırları sana ait o en güzel sesten. Ve geçerken gözlerinin önünden. Gülebilirmiyim acaba sana ait olan o en güzel düşüncelerden. Yüreğime aldanıpta sevebilirmiyim sabahları hep seni düşünerekten,seni zamansızca özleyerekten sen çekip gitmeyi sevdin.... yazan cahit akay slm canım arkadaşım nasılsınız bir afta aranızda yoktun yeni geldim sizleri özledim allah emnaet olun sevgiler saygılar o gülen yüzünüz umarım hiç üzülmez dayıma güler
7 Giu.
|
|
|
... ...ha scritto:
HATA BENDE Mİ?
=========== İlişkilerde; sen daha iyisine layıksın, diyen bayanlar... Acaba; kurtulmak için kendilerini mi, küçültmektedirler... Hep düşünmüşümdür... Bu, onlar için; kaçış veya kurtuluş yolumudur? Nedir? ======================= Osman YALÇINKAYA (Yoksul Adam) =======================
27 Mag.
|
|
|
... ...ha scritto:
BEN, BİR HİÇ'İM... YA; SEN... YA; SEN NE'SİN... ============================== Kısacık bir öykü, ama hayatıma yön veren bir öykü... Devrin valisi; emrindeki yöneticiler ile, lüks bir arabayla girer şehre... Yol kenarlarında insanlar; iki büklüm el pençe divan selamlarlar, vali'yi... Bütün bu şatafatlı yalakalık gösterileri arasında; vali'nin gözleri, bir sokağın köşesinde yere çökmüş olan ve etrafındaki hiçbir şey ile ilgilenmeyen; bir yoksul adam'a takılır... Elbisesi eski, saçı birbirine karışmış; bu yoksul adam'ın olduğu yere gelir; vali... Sinirli bir bakışla, vakur ve sert bir ses tonu ile bağırır yoksul adam'a : "Hey, adam; herkes benim şehre gelişimi el pençe karşılarken, bana yalakalık yaparken, sen kimsin ki; yerinden bile kıpırdamıyorsun? Yoksul adam; istifini hiç bozmadan, buğulu gözlerini vali'ye çevirerek : "Ben, bir hiç'im" der... Vali; daha da hiddetlenir : "Ne demek, hiç... Senin; bir ad'ın, şan'ın, ünvan'ın yok mu?" der... Yoksul adam : "Senin var mı? " der, vali'ye... Vali; iyice sinirlenir, ama cevaplar : "Gafil adam; nasıl anlamazsın, ben valiyim" der... Yoksul adam; aynı ses tonu ile, sorar yine : "Peki; daha sonra, ne olacaksın?" Vali : "Başbakan olacağım" der... Yoksul adam : "Peki, daha sonra?" der... Vali : "Cumhurbaşkanı olacağım" der... Yoksul adam : "Peki ya, daha sonra?" der... Kısa bir an, duraksar vali : "Hiiiiiç" der... Ve... Sadece gülümser, yoksul adam; vali'nin yüzüne bakarak... Vali; yoksul adam'ın, ne demek isteğini anlamıştır... Bu kısa öykü'yü; ilk yazdığımda, benim ruhumun "hiç kimse" olmak isteyen yoksul adam'ın öyküsünü bulduğumu anlamıştım... Hepimiz; hep başka birileriyiz, aslında... Sevdiğimiz, beğendiğimiz, örnek aldığımız, kıskandığımız, yerinde olmak istediğimiz birilerinin; seslerini, sözlerini, bakışlarını ve tavırlarını alıyor ve sanki bize ait'miş gibi kullanıyoruz... Kendimiz olamıyoruz, bir türlü... Sabahları kalkıp; elbise dolabımızın önünde durduğumuzda, giyeceğimiz elbiseye ve yanına gideceğimiz insanlara, en çok uyacak maskeyi de; seçiyoruz, elbiselerimizin yanında duran maskelerimizin arasından.... Hep daha fazlasını istiyoruz, ama aslında giderek hep daha az alıyoruz... Bütün ömrünü; kariyer, güç ve para peşinde; gece gündüz çalışarak geçiren insanların, günün birinde bütün kazandıklarını, elindekileri kazanırken yitirdikleri sağlıklarına, harcadıklarını görüyoruz... En; can alıcı, nokta ise... Bir ömrün sonunda; evleri, arabaları ve para kasaları olan insanların, bütün bunları kazanırken kim bilir kaç gerçek aşk'ı yitirdiğini ve günün birinde yaşlanıp başlarını yaslayacakları, bir sevgili omuzu aradıklarındaysa; soğuk ve rutubetli ev duvarlarının, lüks araba koltuklarının ve çelik para kasalarının bir sevgilinin yerini tutmadığını, acı içinde fark ettiklerine şahit oluyoruz... Onlar için; iş işten, çoktan geçmiş oluyor... İşte; bu sebepten, yoksul adam'ın biriyim ben... Bir çoğunuz merak ediyor ya; neden yoksul adamsın, kimsin sen diye, soruyorsunuz ya bana... Bu yüzden, yoksul adamım ben; yani, bir "hiç" yüzünden... http://www.yoksuladam.spaces.live.com http://www.yoksuladam.co.cc ======================= Osman YALÇINKAYA (Yoksul Adam) =======================
26 Mag.
|
|
|
Sevmek kimine göre ölmek de...ha scritto:
Kırık sevgi
Seni Seviyorum... Belki sana bir umut kadar yakın Belki sana bir düş kadar uzağım Gül kokulu teninde keskin bir bıçağım.. Kanatır ellerim,parçalar yüreğini Gül olsam elini acıtırım.. Rüzgar olsam tenini... İnsan olsam yüreğini acıtırım En iyisi yok olayım Kendimi acıtayım... Ama yokluğumda seni acıtır O zaman tek çarem ben olayım Sen istediğinde yanında olayım hep.. Kızdığında susarım, üzmem seni Gözüm görmesin dersen'de kaybolurum,görmezsin İstediğinde yine gelirim, çünkü özlersin Ortalıkta yokkende severim seni, sen bilmezsin Peşindeki karanlık olurum hissetmezsin Su olurum içtiğin, nefesin olurumda.. Ah bir bilsen, hayret edersin... Ben seni nefes diye içime çekmişim Su değilmiş içtiğim.... Hiç bir yolu yalnız yürümemişim... Karanlıklardaki gölgelerdeymişsin de bilmemişim.. Korktuğum ölüm değil, sensizlikmiş... Ağladığımda dökülenleri göz yaşı sanırdım.. Ve bulutlardan döküleni yağmur.... Meğerse hep iki kelime demekmiş Seni seviyorum... Yürüdüğün yolu...Attığın adımı... İçine çektiğin havayı.... yazan cahit akay mrb arkadaşım nasılsın en güzel günlerin salık neşe getirmesi dileyimle sevgiler saygılar allah emnaet olun arkadaşım
22 Mag.
|
|
|
Sevmek kimine göre ölmek de...ha scritto:
YAMURUN KIZI
aşkın alevinde yanıyordu yüzün yağmurun kızı, diyordu sana herkes güneş, dudaklarını ısırıyordu, görmüştüm mavinin ıslak tarihinde buluyordum seni üşüyen ellerindi üşümüşlüğümü örten aynaların bittiği yerdeydi güzelliğin gecenin nemli göğsünde ıslanıyordu yüzün lacivert şafakların kızıl ufkunda fırtınanın sesiyle kaçıyordun dönüşü olmayan denizlere... güneşin yüreğinde isyan bayrağı açan eski ve yaralı bir ülkeden geliyordun şarabın gizemli gülüşünü gezdiriyordun deniz kokulu ormanların yeşilinde çoğalarak güne düşmüş mevsim gibi dans ediyordun şimdi sevginin yeşil kıyılarında kayboluşunu anlat dudağında sarı bir kuş gezinsin, sevineyim son martların ayak izlerine basarak çekip gideyim, bu yakamoz şehrinden kimsesizliğin, biriksin avuçlarımda daracık sokakların ıslak kaldırımları konuklasın küçük ayaklarını, övüneyim ve yalnızlığımdan arta kalan soğuk gölgeyi kiraz mevsiminde kuruyan kızıl tenine süreyim... yazan cahit akay selam ve dua ile saygı ve sevgilerimle her şey gönlünüzce olsun allah emanet olun sevgiler
2 Mag.
|
|
|
♥●●BİRİNDAR ● FR€€DOM ● ● ●...ha scritto:
_____✿❀✿❀✿❀✿✿❀
___✿❀✿❀✿❀✿✿❀✿✿ __✿❀✿❀✿❀✿✿❀✿✿❀ _✿❀✿❀✿❀✿✿❀✿✿❀✿_________✿❀✿❀✿❀ _✿❀✿❀.✿❀✿✿❀✿❀✿❀______✿❀✿✿❀✿✿❀✿ __✿❀✿❀✿❀✿✿❀✿❀✿❀✿___❀✿✿❀✿✿❀✿✿❀ ___✿❀✿❀✿❀✿✿❀✿✿❀✿❀✿❀✿❀✿✿❀✿✿❀✿ ____✿❀✿✿❀✿✿❀✿✿❀✿❀✿❀✿.❀✿✿❀✿✿❀✿ ______✿❀✿✿❀✿✿❀✿.✿❀✿❀✿❀✿.✿❀✿✿❀✿ _______✿❀✿✿❀✿✿❀✿✿❀✿❀✿❀✿✿❀✿✿❀ _________✿❀✿✿❀✿✿❀✿✿❀✿❀✿❀✿✿❀✿ __________✿❀✿✿❀✿✿❀✿✿❀✿❀✿❀✿✿ ___________✿❀✿✿❀✿.✿❀✿✿❀✿❀✿❀ _____________✿❀✿✿❀✿✿❀✿✿❀✿❀ ______________✿❀✿✿❀.✿✿❀✿✿❀ _______________✿❀✿✿❀✿✿❀✿✿ ________________✿❀✿.✿❀✿✿❀ _________________✿❀✿✿❀✿✿ __________________✿.❀✿.✿❀ ___________________✿.❀✿.✿ ____________________✿❀✿ _____________________✿❀ ______________________✿ ________________________ Aklıma düştü gözlerin Boynumu büktüm ağladım Elveda dediğin yerin Yanına çöktüm ağladım Anılar gezdi kanımda Seni aradım yanımda Tesbih gibi her anımda Hasreti çektim ağladım Her seven boyun eğmiş Ayrılık ne yaman şeymiş Gözden yaş dökmek neymiş Gözümü döktüm ağladım İçim garip gönlüm darda Gözlerim karşı duvarda Ben her akşam aynalarda Yüzüne baktım ağladım
2 Mag.
|
|
|
Sevmek kimine göre ölmek de...ha scritto:
ÖZÜR MEKTUBU
Sevgilim sana nasıl söyleyeceğim, nasıl yazacağım.. Kelimelerim yetersiz, kalemim tutuk. Sana öyle hasretim ki bütün sözler ifadesiz. Senden önce yaşamamışım, senden önce ben ben değilmişim.Sen gittiğinden beri yine kendimde değilim. Seninle yaşadıklarım yetmiyor, anılar kalbimin acısını dindirmiyor.Ayrılık kapıyı çaldı, seni benden aldı.. artık içeri hiç kimse giremiyor. Sevemiyorum kimseyi, gözlerim senden başkasını görmüyor. Ellerim senden başkasına gitmiyor. Dudaklarım senden başkasını öpmüyor. Geceleri bir yorgan gibi çekip üstüme, karanlığı örtüyorum. Uzak yıldızların ışığı bile bu karanlığı delip geçmiyor. Yıldız yok, ay yok, bulut yok.. umut yok sevgilim. Umutsuz yaşanmıyor. Sokağa çıksam attığım adımlar boşlukta geziniyor, yağmurlar yağsa damlalar bana seni söylüyor. Çiçeklerin boynu bükük, güneş bitmiş. Dünya benden hesap soruyor. Bu ceza çok ağır sevgilim, bana reva gördüğün bu ceza çekilir gibi değil. Yüreğim sökülüyor. Hatamı biliyorum, yanlışın farkındayım. Senden özür dileyecek yüzüm yok. İstersen kapının eşiğinde küçük bir taş olayım itip kaktığın, yeter ki uzaklara fırlatıp atma beni. Pencerende bir kuş olayım, elinin tersiyle uçurma beni. İnce parmaklarında solgun bir çiçek olayım, buruşturup kırma beni.. Susup gittin, çekip gittin. Bir namlunun ucuna kurşunu sürüp gittin. .Ama öyle kaskatı öyle ağır ki ruhum, can damarım kesilse bir damla kanım akmaz. Gözlerim ufka dikili, bir küçük kızıl ışık bekliyorum senden..Bir aydınlık teli.. Bir umut.. affeder misin beni? yazan cahit akay en güzel gününüz salık mutluluk hoş görü neşe mutluluk dilerim sevgilerimle CANIM ARKADAŞIM A.E.O
23 Apr.
|
|
|
Sevmek kimine göre ölmek de...ha scritto:
işte sabah...
Lal dudaklı bir sevgili zaman seni alnından öpüyor Her şafak gözlerini açtığında yerde buluyorsun kendini işte bi kez daha varsın Bikez daha var edilmişsin işte Elinden tutuyor zaman Taze bir güne yolculuyor seni sevgili Kendini unuttuğun yerde yeniden hatırlanıyorsun Kendini unutturduğun demde yeniden insan oluyorsun Uyanıyorsun ete kemiğe büünüyorsun insan oluyorsun... Anlaki sen kendine ait değilsin Bir göz kapağının ardında yitebilirdin Gecenin koynunda sevdiklerinden kopabilirdin, Zaman nehri ayırabilirdi,beni benden canı bedenden... Pek zayıfsın,pek kolay inciniyorsun Seni yaralayan ne çok şey var Kanadı kırık kuşlar önce senin kanadını kırıyor Düşen yapraklar önce senin yüreğine hüzün düşürüyor Hüznün için bin bir bahane var Uçurumlar önce seni yutuyor Hep dağların ardına savruluyorsun Kerem seni arıyor,aslı sana özeniyor Leyla çölde seni bekliyor,mecnun sana ağlıyor Zaman seni senden alıyor Sürekli uçurumlar açıyor önünde Yangınlar sunuyor göğsüne Dağlar dağlardan uzaklaşıyor Kalpten kalbe çöller büyüyor Hayır...hayır elin birşeye yetişmiyor Parmaklarının arasında dökülüyor an ömrün sevdalarına yetmiyor öyle ki... Her an ayaklarına batan cam parçası gibi kanatıyor seni Yüreğini kanatıyor,acıtıyor Bak vakit sabah,taze gün seni bekliyor Ama yüklerin ağırlaşacak bil,belin bükülecek Dünya seni çağırıyor,ömrün azalacak,zaman tenini yoklayacak, Ruhun sıkılacak şimdi şu halde elini eline veren,güneşi sabaha gönderen Yağmurları alnına değdiren,sonsuz kudret sahibine Halini arz etmeyecekmisin... şimdi şu halde... En ince dertlerini bilen,belli belirsiz fısıltılarını işiten içinin ve içini bilen,sonsuz rahmet sahibinin huzuruna varıp içini dökmeyecekmisin.... Bak seni bekliyor sevgilin... Yangınını ona sunsan,bütün yangınlar söner Gözlerini ona açsan,bi de onunla yansan Alnına serinliğini dokundursan,yaralarını onunla kanatsan Onunla ağlasan… Ağla,ağla ki göz yaşlarına tek kanıt olsun Ağlaki sevdalarını onun başucuna toplayasın Aşklarını toplasın alnında Ağlayasın,ağla! Ağla ki kanayan kalbinden sızılar vursun yüzüne Ellerin sevgilinin yüzüne koşsun Dağ dağa kavuşsun Yüzler yüzlere baksın Sular sularda boğulsun Yüzün sevdiğinin yüzünde kalsın Ağla,ağla ki zaman sana kalsın Zaman içinde kıvrım kıvrım yol olsun sonsuzluğa uzansın Ağla göz yaşın yüzünü yıkasın Haydi sevgiline koş,gecenin örtüsü dağılsın şafağın saçları dökülsün,bütün küsmeler küsüşsün Yalnız kalsın kavga kavgaya,tutuşsun,kalbinden vurulsun Hüzün hüzne bölünsün,azalsın sıfırlansın Ağla ağla ki,gurbet gurbeti gurbete göndersin Ağlaki gözünün yaşı ırmağa kavuşsun işte sabah,zamanın nehri göğsüne sokuluyor Anlamını sende arıyor varlık Yüzünü yüzünün ianesinde seyrediyor Alnına RABBiN ışıklar dokunduruyor işte seccaden alnını öpmeye geliyor Secdeler seni uçurumlardan uçuruyor Sevgilinin diyarına taşıyor Anla artık anla! Ağla hilal dudaklı bir sevgili yolunu gözlüyor Zaman seni sensiz kılıyor Namaz seni sen kılıyor Namaz insanı insan kılıyor Namaz insanı kılıyor Namaz insanı insan kılıyor….. Kanadı kırık kuşlar gibisin,mecnun sana ağlıyor Bülbül seni her gün gülden soruyor Kanadı kırık kuşlar gibisin,mecnun sana ağlıyor Zaman seni senden çalıyor… Ağla yüreğinle,ve ağla göz yaşın sana ağlıyor… SLM VE DUA İLE HAYIRLI CUMALAR ARKADAŞIM AEO sevgilerimle cahit akay
17 Apr.
|
|
|
hakan erha scritto:
hakan00_25@hotmail.com
6 Apr.
|
|
|
Sevmek kimine göre ölmek de...ha scritto:
işte sabah...
Lal dudaklı bir sevgili zaman seni alnından öpüyor Her şafak gözlerini açtığında yerde buluyorsun kendini işte bi kez daha varsın Bikez daha var edilmişsin işte Elinden tutuyor zaman Taze bir güne yolculuyor seni sevgili Kendini unuttuğun yerde yeniden hatırlanıyorsun Kendini unutturduğun demde yeniden insan oluyorsun Uyanıyorsun ete kemiğe büünüyorsun insan oluyorsun... Anlaki sen kendine ait değilsin Bir göz kapağının ardında yitebilirdin Gecenin koynunda sevdiklerinden kopabilirdin, Zaman nehri ayırabilirdi,beni benden canı bedenden... Pek zayıfsın,pek kolay inciniyorsun Seni yaralayan ne çok şey var Kanadı kırık kuşlar önce senin kanadını kırıyor Düşen yapraklar önce senin yüreğine hüzün düşürüyor Hüznün için bin bir bahane var Uçurumlar önce seni yutuyor Hep dağların ardına savruluyorsun Kerem seni arıyor,aslı sana özeniyor Leyla çölde seni bekliyor,mecnun sana ağlıyor Zaman seni senden alıyor Sürekli uçurumlar açıyor önünde Yangınlar sunuyor göğsüne Dağlar dağlardan uzaklaşıyor Kalpten kalbe çöller büyüyor Hayır...hayır elin birşeye yetişmiyor Parmaklarının arasında dökülüyor an ömrün sevdalarına yetmiyor öyle ki... Her an ayaklarına batan cam parçası gibi kanatıyor seni Yüreğini kanatıyor,acıtıyor Bak vakit sabah,taze gün seni bekliyor Ama yüklerin ağırlaşacak bil,belin bükülecek Dünya seni çağırıyor,ömrün azalacak,zaman tenini yoklayacak, Ruhun sıkılacak şimdi şu halde elini eline veren,güneşi sabaha gönderen Yağmurları alnına değdiren,sonsuz kudret sahibine Halini arz etmeyecekmisin... şimdi şu halde... En ince dertlerini bilen,belli belirsiz fısıltılarını işiten içinin ve içini bilen,sonsuz rahmet sahibinin huzuruna varıp içini dökmeyecekmisin.... Bak seni bekliyor sevgilin... Yangınını ona sunsan,bütün yangınlar söner Gözlerini ona açsan,bi de onunla yansan Alnına serinliğini dokundursan,yaralarını onunla kanatsan Onunla ağlasan… Ağla,ağla ki göz yaşlarına tek kanıt olsun Ağlaki sevdalarını onun başucuna toplayasın Aşklarını toplasın alnında Ağlayasın,ağla! Ağla ki kanayan kalbinden sızılar vursun yüzüne Ellerin sevgilinin yüzüne koşsun Dağ dağa kavuşsun Yüzler yüzlere baksın Sular sularda boğulsun Yüzün sevdiğinin yüzünde kalsın Ağla,ağla ki zaman sana kalsın Zaman içinde kıvrım kıvrım yol olsun sonsuzluğa uzansın Ağla göz yaşın yüzünü yıkasın Haydi sevgiline koş,gecenin örtüsü dağılsın şafağın saçları dökülsün,bütün küsmeler küsüşsün Yalnız kalsın kavga kavgaya,tutuşsun,kalbinden vurulsun Hüzün hüzne bölünsün,azalsın sıfırlansın Ağla ağla ki,gurbet gurbeti gurbete göndersin Ağlaki gözünün yaşı ırmağa kavuşsun işte sabah,zamanın nehri göğsüne sokuluyor Anlamını sende arıyor varlık Yüzünü yüzünün ianesinde seyrediyor Alnına RABBiN ışıklar dokunduruyor işte seccaden alnını öpmeye geliyor Secdeler seni uçurumlardan uçuruyor Sevgilinin diyarına taşıyor Anla artık anla! Ağla hilal dudaklı bir sevgili yolunu gözlüyor Zaman seni sensiz kılıyor Namaz seni sen kılıyor Namaz insanı insan kılıyor Namaz insanı kılıyor Namaz insanı insan kılıyor….. Kanadı kırık kuşlar gibisin,mecnun sana ağlıyor Bülbül seni her gün gülden soruyor Kanadı kırık kuşlar gibisin,mecnun sana ağlıyor Zaman seni senden çalıyor… Ağla yüreğinle,ve ağla göz yaşın sana ağlıyor… SLM VE DUA İLE HAYIRLI CUMALAR ARKADAŞLAR AEO sevgilerimle cahit akay
3 Apr.
|
|
|
ismail durmazha scritto:
google İSMAİL DURMAZ CEP yazın BU SİTEYİ HERKESE TAVSİYE EDİNİZ HARAMLARA DİKKATEDİNİZ İZLEYİN İÇKİ ve KUMAR ZİNA FAİZ AÇIK SAÇIK GÖRÜNMEK HARAMDIR NAMAZ CENNETİN ANATTARI HOCALARI BİRER BİRER DİNLEYİN TIKLAYIN http://www.youtube.com/watch?v=AxalPNBFfJA&feature=related http://www.radyodavet.com.tr i.D 4 http://www.ismaildurmaz.tr.gg/Ana-Sayfa--.htm http://www.youtube.com/watch?v=MnjhsvMhYig http://mehmetselimpolat.blogcu.com/hanif-dosyasi_25945491.html http://blip.tv/file/817240?utm_source=aolvideo&utm_medium=aolvideo http://blip.tv/file/816909 http://kralliklar.turkproforum.com/krallyklar-tube-f34/youtube-nasyl-izlenir-t326.htm http://blip.tv/file/811657 http://cid-0e370d0cafc12be7.spaces.live.com/default.aspx?sa=738469586 http://islami-sohbetler.blip.tv/file/564718/ http://audici.blogcu.com/ebu-hanife-online-izle_34573671.html http://feeds.feedburner.com/Islami-sohbetler http://h1.ripway.com/ayancikzaviyeky/Diziler/EbuHanife.htm http://ilahi.wordpress.com/tag/kuran/ http://dini-sohbetler.blogspot.com/2008/01/islamda-namaz-ahmet-mahmut-unlu.html http://tumfilimler.tr.gg/Dini-Filimler-2.htm http://www.irtihal.net/Yildirim-Han-ve-Emir-Sultan-125.html http://blip.tv/file/604054
http://blip.tv/file/636517/ http://islami-sohbetler.blip.tv/#671560 http://teymiyye.blip.tv/#1375015
14 Mar.
|
|
|
CESUR KAHRAMAN-HECKER ÖLÜMÜ...ha scritto:
Türk Töresi: "Türk hukuku", "Türk nizamı" demektir. Türk Töresi' nde her Türk' ün toplum içindeki yeri, sırası ve vazifeleri belirli kaidelerle tesbit edilmiştir. Türk Milletinin teşkilanması, Türk devletlerinin ve ordularının teşkilatlanması hep bu töre esaslarına göre olmuştur. Tarihte karşılaştığımız o büyük Türk Medeniyeti, Türk Töresi' nden, Türk zekasından Türk kabiliyetinden doğmuştur.
Türk Töresi: Evvela Türk Milletini sevmek ve Türk Milletinin kuvvetine, büyüklüğüne inanmak demektir. Türk Töresi, yüksek vazife duygusu demektir. Türk Töresi, devlet hizmetinde, insanların münasebetlerinde millete hizmeti ve insanlara saygıyı esas alır. Türk töresi, büyüğe saygı küçüğe şefkat ve sevgi demektir. Türk Milleti, ağırbaşlı, vakarlı, ciddi, çok konuşmayan, gerektiği zaman az ve öz konuşan, soğukkanlı olan, birden öfkelenmeyen, cesur, ahlaklı, azimli, sözüne ve vazifesine sadıktır. Avrupa' da fertler karşılıklı münasebetlerinde "Türk sözü mü?" derler. Onlar Türk sözüne güvenileceğini bilmektedirler. Büyüğünün emrinden çıkmamak, küçüğe karşı sevgi, şefkat göstermek, onu itaat altında bulundurmak, hakka riayet etmek Türk Töresinin esas unsurlarıdır. Türkler bütün devletlerini bu töre ile kurmuşlar, töreyi bozunca da yıkılmışlardır. EsKi Türklerde suç: "şerefi" suç: "şerefsiz suç" diye ikiye ayrılırdı. Hanedan mensuplarına ölüm cezası verilince kendi yayının kirişi ile boğulurdu. Osmanlılar devrinde bile bu böyle olmuştur. Namussuzluğun, iffetsizliğin cezası ölümdü. O da okla şerefsizce öldürüldü. Türklere büyük kuvvet veren, onlarda disiplini sağlayan bu töre esasları olmuştur. Kuvvet, birlik ve beraberlikten doğar. Milletimizin uğradığı bütün felaketler; birlik içinde yaşayamadığımızdandır. Törelere riayet etmeyerek, birbirimizi sevmememizden, birbirimizi çekememeliğimizdendir. Memeleket hizmeti, itiastsizliği, ihmalkarlığı, ciddiyetsizliği kabul etmez. Evvela kendimizi yoklayacağız. Bir Bozkurt, Bir Ülkücü olarak ruhen, karakter itiberiyle kendimizi yetiştirmemiz lazımdır. Bencillikten Türk Milleti, Türklük çok zarar görmüştür. Hepimiz Türk Milleti olarak bu bencillik duygusunu atmalıyız; atmalısınız. Hepiniz birbiriniz için olmalısınız. Milletimizin kurtuluş ve yükselişi, fikirlerimizin tatbiki, bizim iktidarda olmamıza bağlıdır. Onun için gençliği, halkı kendimize bağlamalıyız. Kendimizi onlara sevdirmeliyiz. Sadakat, vefa, şefkat ve yardım duygusu, sevgi ve saygı aranızda geliştirmeniz icab eden en yüksek duygulardır. Bu duygular olmazsa mükemmel bir insanlık olmaz. Birbirimizle kaynaşmak için, diğer gençleri, vatandaşları kazanmak için her şeyden evvel insanları hafife almamayı, onları hor görmemeyi, kim olursa ona "insan" gözüyle bakmayı öğrenmeliyiz. Bir Bozkurt, Bir Ülkücü her hareketi, davranışı, oturması, kalkması, konuşması ile Türk Milliyetçiliğinin, propagandasıdır. Kötü, yanlış hareketlerimizle insanları kndimizden nefret ettirmemeliyiz. Bir ülkücüye yaraşır şekilde hareket etmezsek hepimiz şahsımızda davamıza zarar vermiş oluruz. Türk Milleti, bize kötü hareketlerimizle "Şunlara bakın" "şu milliyetçi geçinenlere bakın" demesin. Biz, güzel hareketlerde bulunarak dedirtmeyin. Ülkücü gençleri tam bir Türk insanının örneği olarak görmek istiyorum. Ciddiyetinizi muhafaza etmeli ve cıvıtmamalısınız. Müslüman Türk geleneğinde, kadına saygı vardır. Türk cemiyetinde kadının yeri, erkeğinin yanıdır. Türk kadını toplumumuzun faal bir unsuru, saygıdeğer bir varlığıdır. Türk vakurdur. Kişi olarak, Bozkurt olarak bu olgunluğu elde etmezseniz, insanca vasıflarla varlığımızı süslemezseniz, memlekete beklenen faydayı vermesseniz, parasız hasta muayene etmeyen doktorlardan, çimento demir çalan mühendislerden olurusunuz. Asla başkalarının işine karışmayın ve sır saklayın. Daima iyilik getirecek söz ve hareketlerde bulunun ve bunu adet edinin. Dinimiz dahi bazı ahvalde yalan söylemeyi serbest bırakmıştır. Doğruyu söylediğiniz zaman fitne fesat çıkacaksa, ortalık karışacaksa, yalan söyleyin demiştir. Gayet disiplini olmalısınız. Disiplin; Türk Töresine, ahlakına, kanunlarına, nizamlarına uymak, büyüğün küçüğün hakkına riayet etmek, hürmetkar olmaktır
13 Mar.
|
|
|
adsızha scritto:
Aşk Ölümcül Bir Hülyadır
Hülya tatlı bir andır Süzülür dibine selvi ağaçlarının Zambakların, sevda çimenlerinin. Dağlarda duman duman tütüyor sıla Sıla da garibin omuzlarına Güvercin gibi konan Sadağında mumçiçeği serzeniş Mızrakları cazibesiyle kıran Saçları darmadağın Bitişik bir hicrandır. Ne fettan sarayların Bitişik cilvekar yalnızlığı Ne de bezirganları küçümseyen sultandır. Gezinir içimizde hülya tatlı bir andır. Ne gün başımı alıp gitsen karanlıklara Çıkıyor bir köşeden karşıma kelebekler Onlar da bir derbeder gibi mahrum öteden Onlar da tanyerine bakıp hülyayı bekler. Beyhude hekimlerin ülkesinde bir şehir Çıkmaz sokaklarını düşlerimize açan Bir sahura yıldızı gibi göklerde uçan Köpüksüz anıların sihriyle akan nehir Varlığı bestenigar, yokluğun deniz gibi Gönül,safkan bir vefa atlasında şahlanır. Asil fırtınalarda kaybolan bir iz gibi Çölde aşk suretinde bir ahu peydahlanır. Kum,yaldızlı giysiler içinde meşhur güzel Ay öper eğilerek çölün yanaklarını Ufukların delisi, soluk bir deniz gibi Bir sayeban altında yürür hazinesine Kah takılır uzaktan bir belanın sesine Kah yüzü yıldızlara benzeyen bir rüyadır. Bin tepede bayrağı dalgalanır Leyla'nın Oysa aşk,karanlıkta ölümcül bir hülyadır. slm cumanız mubarek olsun allah yar ve yadımcınız olsun hızır alehisselem yardımcınız olsun hayırlı cumalar saygılar
13 Mar.
|
|
|
adsızha scritto:
Seni seviyordum ve senin haberin yoktu.
Saçlarını izliyordum uzaktan, burnun herkesten başkaydı işte. gülen gözlerin vardı Sen bilmiyordun, ben seni seviyordum. Kalbime sığmıyordu aklımdan geçenler her şeyi erteleyişim oluyordun Ben seni seviyordum, bilmiyordun. Sevinçlerim oluyordun arasıra, sen hiç bilmiyordun ama Sonra herhangi biri oldun Bütün sevinçlerim bittikten sonra yüreğime bir hançer saplandı Sonra bir gün uzaktan gördüm seni Saçların İşte yine aynı... Kalbimi acıttın. Her zamanki gibi. Ve sen yine bilmiyordun. slm hayırlı sabahlar saygılar
11 Mar.
|