|
kırık hayallerim
sözlerin bittiği yerde başlıyordu ayrılık kelimler susmuş, yürekler ağlamış gözler vakitsiz bir ayrılığın acılarında kan çanağına bürünmüş oy benim yaralı yüreğim oy benim kendini bilmez sevdalı yüreğim oyyy Biliyorsun artık buralar bize göre değil, Yükle bütün umutlarını Hayaller peşi sıra gelir ardından Yeni bir limanda demir atmak mı? Töbeler töbesi olsun bu son. Bu kırıklarla nereye gideyim söylermisin yüreğim Bu kırıkları nasıl tamir ederim... HADİ YÜKLE UMUTLARINI YÜREĞİM BU SON.... SEVMEK YOK BİDAHA KANMAK YOK O BAKIŞLARA HADİ YÜREĞİM KALK GİDELİM... BURALAR HİÇ BİZE GÖRE DEĞİL.....
Oct. 13
|
|
|
yakuphan uluwrote:
Çok seven insan aynı ölçüde unutmalı...
Deli eden bir uğultudur başlar kulaklarında Ne çarşaf halden anlar ne yastık.Girmez pencerelerden beklediğin o aydınlık.Sen hangi karanlık yamaçlardan geldin oturdun ortasına yorgun gönlümün?En soylu sancıları taşıyan yüreğimi dinamitle yani içimdeki boranı kurşunlara çeviren ve aşıp giden tepeleri sensin ey sevgili...Savaş görmüş çocukların diliyle söylediğim yanık türkü....Aşkın tadı mı kalır görmeyince yüzünü..?Zamanla ben ılık bir yağmur,sen kara bulut gibiydin.Akıtıyordun beni içinden duygusuzca her mevsim...Ne zaman duracağımı bilmeden teslim etmiştim ellerine kendimi. İstediğin zaman saklıyordun,istemediğin an bırakıyordun beni bitmeyen fırtıların ellerine...Savunmasızca bekliyordum ama beklediğim zaman hiç uğramıyordu.Yerlere çarpan bedenim hiç pes etmeyi beceremiyordu. Büyük kasırgalar atlatıyordum bedeninde.Her defasında başka şehirleri ıslatıyordum. Güneşim doğmuyor,rüzgarımsa seni dağıtmaya yetmiyordu! Bense seni terk etmeyi beceremiyor,sen yeniden başlayasın diye tekrar tekrar kendimi bitiriyordum.Bana acıdan başka hiçbirşey yaşatmasanda ben seninle olmalıydım ve yerden yere vurmalıydın her ayaz beni.Kaybetmeliydin hiç bulamaya casına kendimi,kasırgalara göğüs germeliydim.Doğmayacak güneşimi,esmeyen rüzgarımı beklemeliydim. Gökyüzünden senin nefretinle akmalıyım yeryüzüne.Duygusuzca sevişmeliyim şehirlerler...Bir sandal açılmakta şimdi tek başına, içine koca umut parçalarımı doldurmuş gitmekte, Kaybolmakta bilinmezliğe… Kalbimin kırıkları kan kırmızı rengin içine gömülmekte çığlık çığlığa… Yollarına sermişim hepsini, gelirsen kanasın diye dört bir tarafın, Vazgeç diye gelmekten her tarafa dökmüşüm gümüş rengi cam parçalarını… Sensiz geçirdiğim bir gece daha oluyor.İçimde yine hüzün, yine yalnızlığın buruk acısı, yine büyük özlemin içimi kemiriyor bu gecede. İstemiyorum gece olmasını... Korkuyorum sensiz karanlıktan, her geceki gibi yine sensiz hayallerim, yine bu ızdırap, yine bu yüreğimin çığlığı, yine bu derin çığ.... Ne zaman son bulacak bu bekleyiş, ne zaman bitecek bu isyan... Sevmiyorum geceleri... Bu ıssız sokaklar yalnızlığımı kamçılıyor, sensizliği yaşatıyor bana. Ürkek bir çocuk gibi kapkara gökyüzüne bakıyorum endişeyle, durduramıyorum bu ızdırabı, üşüyor yüreğim sensizlikten. Nefret ediyorum gecelerden.... Öylece bakıyorum bomboş gözlerle etrafa, yoksun yine...Rüzgar esiyor delice, saçlarımla oyun oynuyor, yüzüme vuruyor bir tokat gibi gecenin ayazı Olmasın artık gece... Gözyaşlarım beni dinlemiyor, yüzüm gözümde dağılır benim ağlayınca.Hiç umurumda değil, bu gün yorgun düşene dek ağlayacağım...Çok nadir ağlarım ben aslında. Gözyaşlarım hep utanç vermiştir bana, oysa ne kadar insan olmanın ispatıdır onlar bilirim. Bilirimde yine de onları hapsederim, tutarım gücümün yettiğince. Bu gün gücüm tükendi, ne titreyen ellerimi durdurabiliyorum yeterince, ne de gözyaşlarıma sözüm geçiyor hükmümce. Artık sevincini onlar yaşıyor, bedenim den ayrılıp özgürlüklerini kutluyorlar sanki. Bu bir kurtuluş onlar için, Karanfil kokusuna henüz doymuş ve daha yeni çocukluktan soyunmuş şık bakışlı bir hal oturuyor dizlerimin yamacına.İrkiliyorum hafifçe,estirdiği merhabayla.Yüzümü boyuyor çehresine dizilmiş bir çift gün ışığıyla.Bu kadar aydınlığı nereden bulmuştu,yoksun halimi nereden görüp hiç tereddütsüz canıma komşu olmuştu!? Zaman aşımına uğramalı tüm tasalar. Hiç sevilmemiş, hiç yaşanmamış gibi yabancılaşmalısın. Tesadüfen bir yerde adın geçtiğinde, irkilmemeliyim. Hakkında sorulan her soru cevapsız kalmalı. Çok seven insan aynı ölçüde unutmalı... ( Yazan..Yakuphan Ulu )
Aug. 30
|
|
|
sevecen-_-21 canwrote:
DEMİR KEFEN
Sana öyle bir türkü söylemeliyim ki dile değilse de ezgiye gelsin sana duyduğum bu sahra kuraklığı belki gözlerinden bir kaç damla kurtulur da cızırdar kalbimin çeperinde ve uzanır ellerime ellerin dinlemezler aramızdaki bunca yalan uzaklığı ... Sana öyle bir türkü söylemeliyim ki sesimin yangınında serinlemeli sevdam Gel yarim! gözlerime dolsun o ziyâ o sima O ZÎLAN o yıldız tufanı endam ... Sana öyle bir türkü söylemeliyim ki sesime gelsin diye Bir savaşçının nasıl mitralyözünü yanına devirip yüklü sırtını bir taşa dayadığı ve alnına vuran akşam güneşinin O'na nasıl kızıl-ipil öpücükler yağdırdığı ve onun bir ceylan sekişiyle akşamın alaca karanlığında bir ermiş gibi nasıl görünmez olup aktığı ve bende nasıl bir hayret ve hayranlık bıraktığı ... Sana öyle bir türkü söylemeliyim ki kocaman harfler ve cesur kelimelerle haykırmalıyım uzak sessizliğine dağların vadilerin çeperlerine vura vura varmalı sana nidaya çatallaşan sedalarım duy ki adın dilime değende nasıl bir çocuk sadakatiyle bir sevinçle ürperirken sınırsız bir kederle ağlarım ... Sana öyle bir türkü söylmemeliyim ki hıçkırıklarım cam kırıkları gibi yayılsın aramızdaki gün ve gecelerin infazlara şahit kuytularına ninnilerce mırıltılar bırakmalıyım gecenin bardağı yarılanırken ve sen bir kelebek gibi titremekteyken uykularına ki serilsin sesim ansız ve apansızın tekliğe kıvrılan bedenine bu kez duyarsın belki nasıl salıyor hasretin beni bu yalnızlık ve ıssızlık matemine ... Sana öyle bir türkü söylemeliyim ki ne beter susadığımı hayâlinin zemzem köpürüşü pınarına kanmalıyım bir kardeş öpüşle gözlerine hilâllenen kapkara kaşlarına ... Sana öyle bir türkü söylemeliyim ki -salt hikâyeden ibaret de olsa bülbülün güle hasretini- ve baharın gelişine uzak esaretimi bilesin sevgili hiç bir şey alıkoyamaz beni senden en korkunç korkular bile kıramaz yoluna dükelmenin cesaretini ... Malumun olsun ortalık çekilip sesler durulanda her kes kimsesizliğine sığınanda gözlerimi tavanlara dikmek adımlarımı dört duvara hapsetmek nasıl dokunmaktadır kanımdan iliğime mezarım sensizlik olsun yokluğun demirden bir kefendir bedenime ...
Aug. 9
|
|
|
Zaman Geçiyor...
Nefes almak bile zor geliyor bazen insana. İhtiyacın olduğunda kimse kalmıyor etrafında. Pembe arkadaşlıklar yok oluyor karanlıkta. Acı çekmeye de alışıyorsun zamanla... Bir süre sonra anlıyorsun çocuk olmadığını. Kaldırabiliyorsun artık yüreğinin ağırlığını. Geçmişin katili olup, yeni umutlar doğurmayı, Öğreniyorsun zamanla,hayat olgunlaştırıyor insanı. Kötü anları çabuk atlatıp gözyaşını silmeyi, Zor da olsa, sorumluluk üstlenmeyi, Karanlıkta dışarı çıkıp yağmurda yürümeyi, Seviyorsun zamanla, daha çok istiyorsun büyümeyi. Zaman geçiyor, arıyorsun içindeki saflığı... Yalnızlık acı veriyor, kalbinde yaşanmayanların pişmanlığı, Eskiye dönüp sahip olduğun masum inancını, Kazanmayı arzuluyorsun, sıfırlıyorsun hayatını... yazan cahit akay ::::::::::::::::::: Bir ateş düşerde yüreğine, ararsan beni sevdiğim Bil ki yoruldum, gidemedim, uzaklarda değilim... Yarım kalmış, çaresiz sevdaların, ilk acısında, Oynanmış, kırılmış gönüllerin, son sancısında, Gidene dökülen gözyaşının, her damlasında, Sevmeye küsmüş yüreğinin, tam ortasında, Yokluğunla beni başbaşa bıraktığın yerdeyim... yazan cahit akay :::::::::::::: BiLİR MiSiN? << Tam sInIrdan kaçarken vurulmak nedir bilir misin? Nöbetçiler ha gördü, ha görecek Parmaklarının ucu dikenli tellere değdi değecek... Ama... Bir adım daha atamazsın. Uzanıp tutamazsın; Göz pınarlarında donup kalır hayallerin Planların, kaçışın, kurtuluşun Ve deler sevgi dolu yüreğini Sevgi bilmeyen bir kurşun. Bir okyanus da boğulmak nedir bilir misin? Batan bir gemiye el sallayamamak, Oturup ağlayamamak, Birkaç kulaç ötedeki Bir tahta parçasını tutamamak, Nedir bilir misin? Sevmek nedir bilir misin? Bir şeyler tutuşur yüreğinde kıpır kıpır yazan cahit akay
July 26
|
|
|
GÜZ RÜZGARLARI
Güz rüzgarları esmeye başladı yine Günler biraz daha kısa Gölgeler biraz daha uzun şimdi Baharda ektiğimiz çiçek açtı ve soldu Aynı hiç bitmeyecek sandığımız, aşkımız gibi Açtı ve soldu Şu ıssız yollarda Yalnızlığın ayak sesleri karışıyor, güz rüzgarlarına Sessiz bir hıçkırık Gizli bir ağlayış var sanki uğultusunda Güz rüzgarları esmeye başladı yine Üşümek zamanı yaklaşıyor Hüzün dolu güz yağmurları Bir beni, birde sensiz yolları ıslatıyor Baktım da sağıma, soluma Anladım, kimsenin gözü kimseyi görmüyor Herkes düşmüş kendi derdine Güz rüzgarları esmeye başladı yine Bir telaş var kuşlarda bile Daha acımasız dövüyor sahili, dalgalar Ne zengin fakiri acıyor, nede genç yaşlıyı Ne hale gelmiş, nereye gidiyor şu insanlar Köpük köpük, dalga dalga Kabarmış bulutlar Farkında mısın kardeş Bu yıl güz rüzgarları daha şiddetli esiyor Acaba biz mi yaşlanıyoruz Yoksa şimdi daha mı soğuk Ondan mı üşüyoruz Hissediyor musun kardeş Artık güz rüzgarları daha şiddetli esiyor... (yazan cahit akay)
July 1
|